Hendeseli Sanatçılarla yaptığımız Hendeseli Sanat Söyleşilerinin yeni bölümünde konuğumuz Merve Kaya Okursoy..
1994 İzmir doğumluyum. Ortaokul ve lise eğitimimi İzmir’de aldım. Sanat eğitimime 2013-17 yılları arasında Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünde başlayıp daha sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat ve Tasarım Anasanat dalında, 2021 yılında tamamladım.
Bir çok alanda eserler ürettim fakat resim alanında kendimi daha özgün hissettim. Bu yüzden resim sanatına yoğunlaştım. Renk ve biçim kendi sesimi bulmamda bana yardımcı oldu.
Eski bir Asya/Çin deyişinde “lanet” okumak yerine dilerim “tuhaf zamanlarda” yaşarsın der. “Sinerji Serisi”nin çıkış noktası çağımızın “tuhaf zamanlar” sorunsalıdır. Sinerji Serisi çağın insanına şunu hatırlatmak istemektedir; Evrenin başlangıç noktasından bu zamana kadar yaşayan bütün insanlık için tuhaf zamanlar söz konusudur. Çünkü değişen ve gelişen bir evrende yaşıyoruz. Değişen ve gelişen doğaya kendi izimizi bırakıp tekrardan doğayla bir bütün olarak eğriliyoruz.
Eserlerimde resmettiğim mekânlar daha keskin hatlardır. Bu evrenin değişim enerjisini simgelemektedir. Sinerji Serisinde resmettiğim imgelem ise bu evren içinde varolan enerjilerin eğrilip, etkileşime uğrayan “Sinerji”sidir.
Var olan doğadan ve yaşamdan ilham almaktayım, bu yüzden Sinerji Serisinin içinde de çeşitlilik söz konusudur. Eserlerimde soyut manzara betimlemelerinin ıssız atmosferi ‘çağın’ toplumsal bilinçte gelişen yabancılaşma sürecine vurgu yapmaktadır. Son dönem eserlerimde ara ara görülen modern görünümlü figürler ve gözlerine resmettiğim mini soyut manzara; modern bireyin ruhsal, psikolojik ve düşünsel süreçlerini kendi içinde izole bir şekilde sürdürme/yaşama eğiliminin temsilidir.
Triptik soyut manzara eserlerimi üretirken daha keyif aldığımı söyleyebilirim. Yarıda kalmışlık hissiyatını daha net aktaramazdım.
Üretimimi biçimlendiren gerçek dünya; bu atmosferin içindeki ses, nesne, görsel ve edebiyat araştırmaları ve gözlemlerimde bulduğum tohumlar, benim renk algımla filizleniyor. Ben sürekli deneyen bir sanatçıyım, tatmin olduğumda tuvalime aktarıyorum.
Doğasız yaşamla burun burunayız. Betonlaşmış doğa, betonlaşmış insan demek. Sanat üretimimde de Antroposen çağın insanının yaşadığı sorunları dile getirmektedir. Bende bu çağın bir ferdi olarak kendi deneyimlerimden ve gözlemlerimden bahsetmekteyim. Ne kadar “insan” çağı olarak nitelendirilse de en çok insanın insandan uzaklaştığı bir dönem olduğu söz konusudur.
Tüm sanatçıların sanatını ortaya koyarken ortak bir amacı var; kendinden bir parçayı var etmek, göstermek ve dile getirmek. Anlaşılmak ve anlatmak insan yaşamı var olduğu sürece bunun devam edeceğini düşünüyorum. Bu yüzden sürdürebilir sanat daha gündelik bir bakış açısıyla maneviyat ve duygusal etkileşimin yaşamı estetik dönüşümüdür. Geliştirmek için de çocukların iletişim kurarken sanatsal faaliyetlerle iç içe uyumlu yaşamasını sağlamak sürdürülebilir sanat için daha aktif olacağını düşünüyorum. Bu sayede sanatın ülkemizde daha bilinçli bir konuma gelmesinin de yolunu açacağına inanıyorum.
Bir sanatçıda her ikisinin de olması gerektiğini savunuyorum. Denge çok önemli. Ne bencil ol, ne fazla ödün ver. Yeri geldiğinde ruhunu doyurmak için sanatınla zevklen. Yeri geldiğinde yaşamın güncesini tutarak söyleyecek ilginç bir şeylerin olsun topluma.