16 Mar 20234 Dakika

Gönül Nuhoğlu ile Söyleşi

Post thumbnail

Hendeseli Sanatçılarla yaptığımız Hendeseli Sanat Söyleşilerinin ikinci bölümünde konuğumuz Gönül Nuhoğlu..

  1. Gönül Nuhoğlu isminden bahseder misiniz?

1961 yılı İstanbul doğumluyum. 1983 Boğaziçi Üniversitesi Yöneticilik, 1988 Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Eğitimi bölümü mezunuyum. 1996 yılında Resim ve Heykel Müzeleri tarafından düzenlenen Günümüz Sanatçıları Sergisi’nde Başarı ödülü almam hayatımda bir dönüm noktası oldu ve hayatıma sanat yaparak devam etmeye karar verdim. Ulusal ve uluslararası bir çok kişisel sergilerimin yanı sıra bir çok karma sergiye ve çalıştaya katıldım. Eserlerim uluslararası müze ve koleksiyonlarda yer almaktadır. 1996’dan bu yana da Resim ve Heykel Müzeleri Derneği’nde eş başkanlık görevini üstleniyorum ve İstanbul Sanat Müzesi Vakfı kurucu üyesiyim.

  1. Hangi alanda eserler üretiyorsunuz? Ürettiğiniz alanla ilk bağı nasıl kurdunuz?

Ağırlıklı olarak kamusal alanlarda enstalasyon yapıyor olmakla birlikte kendimi multidisipliner sanatçı olarak tanımlamayı uygun buluyorum. Çok geniş bir yelpazede malzemeyle çalışıyorum. Malzeme ve mekan benim vazgeçilmezlerim diyebilirim. Mekan benim için bazen fiziksel bazen tarihsel bazen anlamsal olarak işlerimin bir parçasıdır. Seçtiğim mekan işlere, işler de mekana bir anlam yükleyerek bir bütün oluştururlar. Sergi mekanını oluşturduğum konsepte göre seçiyorum. İlk sergimi (Çıkış Yok) 1998 yılında Aya İrini’de açtım. Mekanı benim seçmediğim tek sergim, İtalya, Trezzo sull’Adda Belediyesi tarafından aldığım davet üzerine Visconti Castle’da gerçekleştirdiğim 251060 adlı sergiydi. Visconti Kalesi’nde de mekanın tarihsel özelliklerinden yola çıkarak bir sergi yaptım.

  1. Yerleştirme, heykel, resimlerinizin konusunu neler oluşturuyor? Üretmekten en çok keyif aldığınız başlık hangisi/hangileri?

Yaşadığım ve içselleştirdiğim her konu benim üretimime yön verir. Sergilerime geri dönüp baktığımda farklı mekanlar ve farklı mecralarda gerçekleşmiş olsalar da dönüp dolaşıp sistem eleştirisine odaklanıyorlar. Ekim 2022’de Venedik ve İstanbul’da eşzamanlı olarak sergilediğim Beetopia I ve II sergileri, iklim değişikliği ve arıların dünyası üzerinden üzerinden birsistem eleştirisiydi. Sanırım yakın gelecekteki işlerim de bu konu üzerine odaklanmaya devam edecek.

  1. Üretim aşamasına geçmeden önce nasıl bir hazırlık süreci geçiriyorsunuz? Süreçte size eşlik eden kaynaklar var oluyor mu?

Beetopia sergisi sonrası arıcılık eğitimi alacak kadar konunun derinliğine indim. Önce konu hakkında geniş kapsamlı bir araştırma yapıyorum. Sonra bir okuma listesi oluşturuyorum. Atölye aşamasında ise kullanacağım malzemelerle ilgili bir araştırma ve deneme süreci oluyor. Daha sonra gerekli ekipman ve donanımları sağlayıp çalışmaya başlıyorum. Ortaya çıkacak işleri süreç belirliyor.

  1. Antroposen çağında üreten bir sanatçı olmak nasıl bir durum? Bu çağın atmosferinin işlerinize etkisi nedir?

Benim son dönem yaptığım işler tam da bu çağın getirdiklerine bir karşı duruş zaten. 2009’da Sirkeci Tren Garı’nda gerçekleştirdiğim ‘’Dünyayı Aylaklık Kurtaracak, Bir Gün İşe Gitmemekle Başlayacak Her Şey’’ başlıklı sergi, 2019’da Elgiz Müzesi Teras Sergisi’nde ve şu anda sayfanızda yer alan Armageddon, ‘’Kapitalizm Sürdürülebilirlikle Bağdaşmaz’’ serisi, yeryüzündeki her insan başına, her hafta kendi vücut ağırlığı kadar nesnenin üretildiği bir dünyaya karşı söylem.

  1. “Sürdürülebilir sanat” size ne ifade ediyor? Sanat alanındaki sürdürülebilirlik politikalarıyla ilgili düşünceleriniz nedir? Geliştirmek adına neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Sanat yaşamdan temellenir, bir duruş bir ifade biçimidir. Üretim sürecinde kendisini içerisinde içinde yaşadığı toplumun yaşama biçiminden, inançlarından siyasal ve ekonomik düzeninden, teknolojik gelişmelerinden dışlaması mümkün değildir.

Gezegenimizin geleceği için sürdürülebilirliğin birincil gündem maddesi olduğu bir çağda sanatın sanatçının buna kayıtsız kalması olanaksızdır. Sanatçıların çevreye duyarlı malzeme kullanımlarını arttırmak, ileri dönüşüme odaklanarak atık malzemeleri değerlendirme yönünde çaba göstermeleri, ekoloji konusunda farklılık düzeylerini yükseltmeleri, sürdürebilirlik konusunda oluşan kamuoyunu destekleyecektir.

  1. Sanat sanat için midir? Yoksa sanat toplum için midir?

Sanırım sorulduğu çağa göre farklı çıkarımlar yapılması mümkün olan sanat konusundaki en eski tartışma konusu.

Bu sorunun cevabına nereden baktığınıza göre değişebilir. Sanatçı odaklı ,izleyici odaklı, yapıt odaklı veya toplum odaklı. Benim açımdan baktığınızda sanat sanat içindir tabii ki.. Ama şunu da söylemek isterim benim için sanat apolitik olamaz, devrimcidir, söyleyeceği bir söz vardır.

Plutzer ödüllü şair Amy Lowell sanatı şöyle tanımlıyor: “Sanat insanın yaşadığı dünyaya karşı duruşunu ifade etme isteğidir.” (Art is the desire of a man to express himself to record the reactions of his personality to the world he lives in.)

Sanat didaktik bir şey değildir, bir iş yapayım da iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratsın diye bir iş üretemezsiniz. Yukarıda da ifade ettiğim gibi sanatçının içinde yaşadığı toplumun koşullardan kendisini dışlaması mümkün değildir. Sanatçı farkındalığı yüksek olan bireydir. İçinde yaşadığı dünyaya karşı duygu ve düşüncelerini üretim yaparak ifade eder. Buradaki en önemli nokta etkisindeki samimiyet ve dürüstlüktür.

Share:

Etik Üretim, Sorumlu Tüketim

menü

takipte kal

Hendeseli Blog © 2023 | Tüm hakları saklıdır.